Stres, günümüz dünyasında kaçınılmaz bir gerçekliktir. İş, aile, gelecek kaygısı ve günlük koşuşturmacalar, zihnimizi ve bedenimizi sürekli bir baskı altında tutar. Çoğu zaman çözümü dışarıda ararız, oysa asıl huzur kaynağı içimizdedir. İslam, stresi yönetmek için bize sadece geçici çözümler değil, kalıcı bir bakış açısı ve manevi pratikler sunar.
1. Dua: Yükü Sahibine Havale Etmek
Stresin temel kaynaklarından biri, her şeyi kontrol etme çabamızdır. Dua, bu kontrolü bırakmanın ve acizliğimizi kabul etmenin en samimi yoludur. Ellerimizi açıp Rabbimize yöneldiğimizde, yükümüzü tek başımıza taşımadığımızı, sonsuz bir kudret sahibine sığındığımızı hissederiz. Bu teslimiyet, omuzlarımızdaki görünmez ağırlığı hafifletir.
"Rabbiniz buyurdu ki: 'Bana dua edin, size icabet edeyim (cevap vereyim).'" Mü'min Suresi, 60. Ayet
Sıkıntınızı, korkunuzu ve endişenizi en ince ayrıntısına kadar O'na anlatın. Cevabın geleceğine olan inanç, stresin en büyük panzehiridir.
2. Zikir: Kalbi Tatmin Etmek
Zihin, sürekli olarak geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygıları arasında gidip gelir. Zikir, yani Allah'ı anmak, zihni "şimdiye" getirir ve kalbi doğrudan Allah'a bağlar. Stres anında atılan bir kalp, "Allah", "Subhanallah", "Elhamdülillah" dedikçe ritmini bulur, sükûnete erer.
Anlamı: "...Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah'ı anmakla (zikretmekle) huzur bulur." (Ra'd Suresi, 28. Ayet)
"Lâ ilâhe illallah", "Sübhanallah", "Hasbünallâhu ve ni'mel vekîl" gibi zikirler, kalpteki sıkıntıyı dağıtan manevi ilaçlardır.
3. Tevekkül: Elinden Geleni Yapıp Güvenmek
Tevekkül, tembellik veya pasiflik demek değildir. Tevekkül, bir çiftçinin tohumu ekmesi, sulaması ve sonrasında ürünü Allah'tan beklemesi gibidir. Stresle başa çıkarken, elimizden gelen tüm tedbirleri alır, sebeplere sarılırız. Ancak sonucu, kontrol edemediğimiz değişkenleri ve nihai kararı Allah'a bırakırız. Bu, "Ben elimden geleni yaptım, gerisi O'nun takdiri" diyebilmenin getirdiği derin bir rahatlamadır.
"Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine yeter." Talâk Suresi, 3. Ayet
4. Şükür: Bakış Açısını Değiştirmek
Stres, genellikle sahip olmadıklarımıza veya kaybetmekten korktuklarımıza odaklandığımızda büyür. Şükür, bu odağı bilinçli bir şekilde değiştirme eylemidir. Zihnimiz "Neden bu başıma geldi?" diye sorarken, şükür "Bu zorluğa rağmen hangi nimetlere sahibim?" sorusunu sordurur. Sağlığımız, ailemiz, alıp verdiğimiz nefes... Sahip olduklarımızı saymaya başladığımızda, stresin kapladığı alan küçülmeye başlar.
5. Sabır: İmtihan Bilinciyle Dayanmak
Hayatta her şeyin bir amaca hizmet ettiğini bilmek, zorluklara karşı direncimizi artırır. İslam, stresi ve sıkıntıyı bir "imtihan" olarak görür. Bu, başa gelenlerin anlamsız bir kaos değil, manevi olgunlaşmamız için bir fırsat olduğu anlamına gelir. Sabır, pasif bir bekleyiş değil, zorluğun geçeceğine ve bu süreçte bir hayır olduğuna dair aktif bir imandır. Bu bilinç, stresi paniğe dönüşmekten alıkoyar.
"Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir." Bakara Suresi, 153. Ayet
Sonuç: Stres Bir Sinyaldir
Stresi bir düşman olarak değil, bizi Rabbimize yaklaştıracak bir sinyal olarak görebiliriz. Bunalmış hissettiğimiz her an, aslında dünyaya ne kadar daldığımızı ve manevi merkezimizden ne kadar uzaklaştığımızı hatırlatan bir uyarıdır. Dua, zikir, tevekkül, şükür ve sabır; bu 5 manevi araç, bizi tekrar merkezimize döndürür ve fırtınanın ortasında bile sarsılmaz bir huzur bulmamıza yardımcı olur.