"Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır."Cuma Suresi, 9. Ayet
Güneşin doğduğu günler arasında Cuma gününün yeri apayrıdır; o, müminler için bir bayram, manevi bir arınma ve Rab'be yakınlaşma fırsatıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu müstesna günün değerini, "Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün cuma günüdür." (Müslim, Cuma, 18) hadis-i şerifi ile bizlere müjdelemiştir. Bu mübarek vakit, sadece topluca kılınan bir namazdan ibaret değil, aynı zamanda ilahi rahmetin cömertçe dağıtıldığı, duaların kabul edildiği ve ruhların sükûnet bulduğu manevi bir ziyafettir.
Cuma gününün ehemmiyeti, bizzat Yüce Allah tarafından Kur'an-ı Kerim'de vurgulanmıştır. Bu güne özel bir sure indirilmiş ve müminlere net bir çağrıda bulunulmuştur:
"Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah’ın zikrine koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır."Cuma Suresi, 9. Ayet
Bu ilahi çağrının yanı sıra, Cuma günü insanlık tarihinin de önemli dönüm noktalarına şahitlik etmiştir. Resûlullah (s.a.v) bu günün kozmik önemini şöyle açıklamıştır:
"Hz. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve yine o gün cennetten çıkarıldı. Kıyamet de başka bir gün değil, cuma günü kopacaktır."(Müslim, Cuma, 18)
Bu mübarek günü en verimli şekilde değerlendirmek için Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) bizlere tavsiye ettiği bazı ameller bulunmaktadır:
Cuma'nın manevi atmosferine hazırlanmanın ilk adımı, bedensel temizliktir. Peygamberimizin (s.a.v) "Biriniz cumaya geleceği zaman gusletsin." (Buhârî, Cuma, 2) emri, bu günün hürmetine gösterilmesi gereken özenin bir parçasıdır.
Müminlerin bayramı olan bu günde, en temiz ve en güzel elbiseleri giymek, güzel kokular sürünmek sünnettir. Bu, hem Allah'ın huzuruna hem de diğer müminlerin arasına çıkarken gösterilen bir saygı ve nezaket ifadesidir.
Cuma namazına erken gitmek, büyük sevaplar vaat edilen bir ameldir. Efendimiz (s.a.v), ilk saatlerde camiye gidenin bir deve kurban etmiş gibi manevi bir kazanç elde edeceğini müjdelemiştir (Buhârî, Cuma, 9).
"Kim Cuma günü Kehf Suresi'ni okursa, iki Cuma arasını aydınlatan bir nur kendisine verilir." (Hâkim, el-Müstedrek, 2/368) hadisi, bu günün manevi bereketinden istifade etmek için bizlere eşsiz bir fırsat sunar.
Cuma günü, Resûlullah'a (s.a.v) olan bağlılığımızı ve sevgimizi göstermek için en faziletli zamanlardan biridir. "Günlerinizin en faziletlisi Cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salâtü selâm getiriniz..." (Ebû Dâvûd, Salât, 201) buyurarak bizleri salavata teşvik etmiştir.
Cuma gününün içinde, adeta bir hazine gibi gizlenmiş çok kıymetli bir an vardır ki, o vakitte yapılan duaların geri çevrilmeyeceği müjdelenmiştir. Peygamberimiz (s.a.v) bu anın önemini şöyle belirtir:
"Onda öyle bir saat vardır ki, şayet bir Müslüman kul namaz kılarken o saate rastlar da Allah’tan bir şey isterse, Allah ona dilediğini mutlaka verir."(Buhârî, Cum`a, 37)
Bu kıymetli vaktin tam olarak ne zaman olduğuna dair farklı görüşler bulunsa da, alimler genellikle imamın minbere çıkmasından namazın tamamlanmasına kadar olan süreye veya ikindi vaktinden güneşin batışına kadar olan zaman dilimine dikkat çekmişlerdir. Bu nedenle, Cuma gününü baştan sona dua ve istiğfar ile geçirmek, bu anı yakalama şansını artıracaktır.
"Ey Rabbimiz! Bu mübarek Cuma günü hürmetine, bizlere rahmetinle muamele eyle. Günahlarımızı affet, dualarımızı kabul buyur. Kalplerimize huzur, evlerimize bereket, hastalarımıza şifa ihsan eyle. Bizleri, anne-babamızı ve bütün müminleri bağışla. Bizi ve neslimizi Senin yolundan ve Sevgili Peygamberinin sünnetinden ayırma. Amin."
Cuma günü, müminler için haftalık bir yenilenme, arınma ve manevi bir duruştur. O, sadece bir vecibe olmanın ötesinde, Allah'ın rahmet kapılarının ardına kadar açıldığı, birlik ve beraberliğin güçlendiği bir bayram günüdür. Bu mübarek günün her anını, hem Rabbimizle hem de diğer müminlerle olan bağımızı güçlendirmek için bir fırsat olarak görmeli ve feyzinden azami derecede istifade etmeye çalışmalıyız.